10 Ekim 2012 Çarşamba

pikaçu

Bir hayata
Bir seçim
Seni seçtim
Pikaçu
Sen beni ?

Bir hayata
Bir çok seçim
Seni de seçtim
Balbazar

Bol bol nefes

Bugün ne mi yaptım
Bol bol nefes alıp verdim
Sen alıp verebildin mi
Ağzındaki etten sakız
İzin verdi mi nefes alıp vermene
Ve hissetmene yaşadığını
Mavilerinin yalanında
Bozdun mu kızlığını
Gecenin
Önemsiz
Takıntısız

Hareket ve hakaret

Hareket ve hakaret Dönemi başladı ve bitiyorUzayıp gidiyorGeceler gündüze

Diller dillere 

karışıyorŞarkının ardından Bir film,filmin ardından Maç başlıyorİlk yarı bittiHaydiSoyunma odasına 
Bir çizik at hayata
Ve bir çizik de benden olsun
Sen sigarayı yakarken
İstemezsin ya hani
Söndürmeyi
O kadar güzel geçsin ,
O geçmek bilmeyen dakikaların.
Burada zaman daha hızlı
Gibi
En son aradığımdan
Yüzlerce paket
Sigara geçti.

8 Eylül 2012 Cumartesi

şARKI BİTTİ

Korkularımla yüzleştim.Her gece, her sabah,öğle yemeğini yerken.Günde sadece üç defa değil bir çok kez..Nefesimi fark ettim ve de aşkı ,yalnızlığı..
Her bağlacın bağladığı cümleyi sevip merakla bekledim bu korkunun ötesinde ki cümleyi..Bağlacı sevdim ve bağlaçtan önceki cümlenin diğer cümleyi terk edişini..Terk edişleri ya da terk edilişleri sevdim kaybedip bulduğumuz resimler gibi ya da silinmesi gerekenler gibi..
Ne kadar çok bağlaç olursa o kadar çok örnekleme olacağını fark ettim ve örneklemelerin geçmişi burnumuza soktuğunu ama bir yandan da bundan kurtulmak için kullandığım AMA'ları...Açıklama için kullandığım Ama ların aslında anlaşma sıkıntısı çeken bir ruhun içine hapsolmuş la teli gibi olduğunu fark edip mi ile re'nin arasında tek başına bazen çok anlamlandıramadığım bir tel olduğunu fark ettiğim gibi..Pek la dan çalmam gayrı ondan olsa gerek..La telinden çaldığım hayatları sana vermek istediğim gibi..Her zaman mi den güç aldım ama bunun için daha kirli ve de heyecanlı olsun diye.

Bir sigara molasını hak ettiğime inanıp bir sonraki parçayı kendi sesimle  icra etmeyi istediğim gerçeğini bir kenara koymak istiyorum..Bunu bu küçük oda da boğulmadan yapmak mı yoksa boğulup tekrar bir cam açarak üşüyerek de olsa yapıp yapmamam gerektiğini düşünyorum.Sanırım önce bir kez aynaya bakacağım ve bu korkuyla da yüzleşip cesaretimi alıp önceden yaptığım gibi 52. katta bulunan terasa şiddetli bir yağmurun altında soyunup 13 dakikaya yakın bir süre kaldığım gibi yapacağım..Pek haberin yok oralardan..
Başladık...
1....
2...
3...
4...
5...
13' e kadar bekleyemedim belki uğursuz olduğundadır belki de ne bileyim böyle olması gerektiği içindir..
Bir şeyden bahsetmek isterim..Hayattan ne istersin? Doğum gününde mumu üflerken ne dilersin? Benim azdır dileğim bir seni istedim kalpten,resimini çizemediğim hahaha ...
Kötüdür resmim sanırım ondan olsa gerek..Bilmem belki de güzelliğinden,ulaşamadığım demeyeyim ama tanrısal birşey olduğundan ve tanrıların verebileceği bir hediye olduğundandır...


Gitar tonlarını çok severim karakterdir..O yüzden isterim bir  sürü gitarım olsun yoksa doyumsuzluk değildir değildir bunu bana zorlayan...

Şarkı bitti

-----------------------SON-----------------


28 Ağustos 2012 Salı

Haydi baştan başlayalım..Elimize önce çatal ve bıçak alalım..Bıçakla yarım kalmış şarap şişesini açmayı zorlarken çatalla da yerlere dökülen isimlerimizi yakalamaya çalışalım..

Oradan oraya kaçtığını varsayalım ve şarabımızdan bir yudum alalım....Kocaman bardağa doldurduğumuz şarabımızı içtikten sonra az birazcık yüzümüzü ekşitelim ve damağımızda bıraktığı o ekşimsi tat için önce budaya sonra da kendimize şükredelim.Neden mi sorusuna cevap aramaya çalışırken cevabın aslında soruda saklı olmadığını bilerek pis bir gülümseme atalım aynanın karşısında..
Şarabın ACABA BOZUK mu dedirten ikinci yudumundan sonra AMANN ne olucak homurdanmasını rüzgara savurduktan sonra devam edelim ve çatalımızı seramiklerin üzerinde bir ceset gibi yatan halının üzerine batıralım..
Eski olmasa da her Türk halısı gibi ESKİ görünümü verilen halının üzerinde ki yıka beni yazısını bozup daha sonra ayagımıza yapışan kırıntıları kati suretle çatalla almaya çalışmayalım..Çatalın ucu sivridir.Bunu bir kenara not ettikten sonra saatlerdir salladığımız ayağımızın kaba et , halk arasında da GÖT diye seslendirdiğimiz bölümümüzün gerçekten ağrımasına yol açtığını farkedip  , salona doğru ilerleyen bizleri yakalamak için artık koşturmaya başlayabilme kıvamına gelebildiğimizi bildirmeyi bilgilerinize arz ederim.Çok boktan bir cümle kurduğumun ve aslında bu kadar kötü kurmazdım neden oldu acaba sorusunun beynin kılcal damarlarında geçtiği anda yayılan çığlık ve gitar arasında ki sesin o damarlara yansıttığı etki ,yerde gezen bizler kadar etkili olsa gerek ki , ne yapmak için ayakta olduğumu ve daha da önemlisi bu uzun parmaklı çatalın (ki hiç sevmem o kadar uzun parmaklı çatalları )neden elimde olduğunu unutturabildi bana...

Daha fazla da yazmak istemedim acı şaraptan biraz daha içebilirim bakalım ne olcak :)

29 Temmuz 2012 Pazar

Bir iç daraltısı dürtüsü olabilir.Ara ara titreten gözleri dolduran ve kaşındıran cinsten..
Her saniye duvarların üstüne gelmesiyle başlayan ve telefona uzanmana neden olan cinsten..
Sigara üstüne sigara yakmak ve sonra tekrardan üstüne düşmek gibi..
Uykunu kaçırıp buzdolabında ki tek soğuk şey olan sütü gecenin bir vakti kafana dikmek gibi bir şey..
Ve her zaman ki doldururken bardağı kırıklarla dökmek masanın üzerine ..

25 Temmuz 2012 Çarşamba

şarkı

Bir gün sağır olduğunuzda BEN şarkı söylemeye başlayacağım..Ve o gün işte kıyamet gelecek..

Eğer

Sen fahişe isen etrafında yavşak da çok olur ...Fahişeleri her zaman sevmişimdir lakin sigarayı sevdiğim gibi.Bir gün ya ben onu bırakacağım ya o beni

Eşek bazen iddia sigara sultan bırak

Kendimi öldürdüğüm bazı anlarda
Yalnızlığımdan korkutuğumu farkederim 
Bazen olur sadece sigaramı 
Söndürmek isterim
Ya da bilmem kaç kıtanın 
Bilmem kaç kilometrenin 
Ya da bilmem kaç bacak arasının 
Sultanı gibi hissetmek isterim 


Sigarayı bıraktığımı varsayalım 
Ya elim 
Elim ne olucak bunu söylesene 
Neyle dolar 
Koca bir içki şişesi mi
Yoksa bıraktığım 
Yeşilliklerin prensi 
O küçük meşhur 
Küçük mü
Küçük prens mi ?

Kelebek kadar olsaydı 
Bir eşeğin hayatı 
Ona eşek diyebilir miydik ve 
Her hatamızda 
Ya da büyüdüğümüzde eşek kadar oldun diye 
Ya da düşünsene 
Bir gün hayatının sana 
25 Yaşında eşek kadar adam dediğini


Biliyorum hayaletler geçebilir duvarların içinden 
İddiaya var mısın 
Ben çok geçtim 
Sen geçebilir misin 
Ruhum içimde değil artık 
Sendeydi unuttun  mu bana 
geri vermedin 
Ve kocaman eşek kadar 
Bir piç olarak yürüyorum 
nEFES alıyorum 
Nefes veriyorum
Her bitki gibi 
Oksijen alıp bir şeyler veriyorum 
Ne verdiğimi artık bende bilmiyorum 
Sen  ne aldığını biliyorsan sorun yok 
Ama ben geceleri 
Oturup kaybolan nefesime 
İç çekiyorum 





Sigara

Ne umutlar vardı ve ne hayaller
Bu sefer gerçek
Bu sefer yerdeydi ayaklar
Grilerin şehrine indim
Bu sabah
O kadar yol yapmıştım
her mola da
Bir sonra ki durak için yaktığım
Sigaramı saklamıştım
Beynimde
Bu sabah ki ciğerlerimde kaldı
Ve de nefesim de
O kadar ağırdı ki
Saksafon ve basla çalınan bir parçanın
Yarattığı rakı etkisindeydi
Yüzüm gülmüyor
Ağzım açılmıyor
Sanırım yine hava çarptı
Sanırım gidip karpuz ve peynir almalıyım

Şişe


Şişe

Fahişe gecenin kırmızı ışıklarıyla sigaranın alevi birleşiyogecenin sabaha kavuştuğu anlarda..Camlara vuran fa notası diyezini beklerken arkasından beklenen gürültü kopuyor yan evden.
Feryat figan çığlıklar yeşilin arttığı anda hücrelere işliyor sonsuzluk denilensaçmalığın saçları arasında.Gün doğmadan doğacak çocuklar yataklarında binlerce ahlaksız oyunlar oynuyor güneşin doğum gününü kutlamakiçin ve oyunlar sigaranın içindeki filtrelere saklanıyor pervasızca deve kuşu misali.

Işınlar yeterli olacak mı bedenini kurtarmaya ve denizin dalgaları ruhunu temizlemeye..Hurafelere inanmazsın peki neden bu kaşıntı bana söyler misin kaçırdığın onca nota nereye koşuyor ve nerede yorulacaklar ahlak dediğin bu işkencenin şişesinde…

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Çinceden Çeviri

Hani parti yapıcaktık  ve hazırlayacaktınız herşeyi , rakı olacaktı masada ,kıpkırmızı karpuzun yanında da peynir.Büyük bir masa olur siz oturur ben herzaman ki gibi ayakta hararretle anlatırım sanmıştım başımdan geçenleri,gelemeyenlerde telefonumu sustarmazlar.

Giderken verilen vaadlerdi ben beklemedim bunları ve tabi sesinizi duymak için aradığım gecelerimde söylendi bunlar sizin güneşiniz yeni doğarken..


Temiz bir nefesi özlemiştim,bunu çektiğimde de ciğerlerime,sıkıca sarılan birini ve boynundaki kokuyu .Bilmezsiniz belki , çok kötüydü havası oksijen tüpleri bir sigara paketinden daha değerliğiydi..Ama bilirim sevmeyen biri var aranız da VE bağlacını sorumluluğu almıyorum üzerime yazarın çevirisi ancak böyle olabildi.Adam seviyor ..


Masa küçüktü.Bir veda havası daha vardı hemde.Uçağı tekrar kaçırmak istercesine yavaştım ,bilinmeyen bir dilde parça vardı kulaklarda NE öğrenmek istediğiM ne alışık olmadığıMIZ dilden.Karpuz da yoktu biliyor musun ve tabi ki peynir.Olsun dedim herzaman ki gibi iki bira içer ardından rakımı içerim diye düşündüm.Biralar geldi gitti.Ellerim titredi , gözlerimdi belki sorumlusu ıslaktı , masa , gözler , eller tabi ki rakı.


Hiç çalmayan telefonuma dökülmüştü rakım belki de hiç benim değildi herneyse bunu tartışmıyacagım..
Derken telefonu çaldı ve gitti




Kutlamalıydık parti yapmalıydık benim hissettiğim ilk nefesi..
Büyük masada Gözüm yoktu ya da o hayalimde ki kocaman kıpkırmızı karpuzda .Evet peyniri istiyordum yalan değil rakıyı istediğim kadar..Telefonumu da hep kontrol ettim , kontür biterde kimse bana ulaşamazsa dye, unutmuşum burda öyle olmadığını ya da ona bağlamak istemişim ne yapalım..


İyisinizdir umarım....

Sonra ne mi oldu...

Ne rakım oldu ne de bişi iyiyim ama çok iyiyim...Arada bir kahvaltıda karpuzla peynirimi yiyiyorum merak etmeyin..

Geri ileri sarma hareketi

Belki sondu belki ilk 
Ne olacağını bilmeden 
Bilmek istercesine 
Kalkamadık 
Bakamadık birbirimize 
Eller masanın  üzerinde 
Gözler saatteydi
Bir sesin ardından 
başladı
Zaman geri ve ileri sarmaya
Ne durdu ne de durduruldu 
Kayıyoruz suyun üzerindeki yağ gibi
Gözler kırmızı 
Eller ıslak
Gözler yeşil 
Eller kırmızı

birara bir ara

Bir ara konuşalım artık olur mu

ya da birara sen bilirsin

Nefes

Ortak bir dil vardı ve o da 
Dudaklarının arasındaydı
Seni anlamaya çalışmadım 
Ama dudaklarında ki titremeyi sevdim
Çarşaf gibi silkelendim 
Ve geldi azrail ayak uçlarıma 
Son kez sordu Hazırmısın 
Diye
Nereye dedim 
Nereye gidiyoruz 
Üçüncü ve son kezdi


Baş ucumdaki saate baktım 
Çok uzaktı göremedim 
Yarım kalan elmamı 
Cebime koyup yola çıktım 
Gözüm saatte kaldı 
Yalnız değildim ama 
Ama aklım kalmıştı birşeylerde belki 
Yalanlarda belki hayatlarda 

Tuttu bir kez daha ayak uçlarımdan 
Sarsıldım 
 Görebiliyorum uzakları virgül saatimi
Ayaklarım yükseldi yukardayım




Dur gitme daha konuşacaklarımız vardı..

Yeni surat

İçimizdeki yalnızlığı 
Öldürmeye çalışırken 
Yeni suratlar yarattık çok konuşan
,Çok gülen

Bastırmaya çalıştıkça 
Ruhumuz ezildi 
Kasıklarımızın arasında

Her izmarit gibi 
Basamadık üzerine belki 
Ya da söndüğünü görmeden.
 Suyla buluşturmaya çalıştık 
Ama suyu kirlettik kasıklarımızdan akan

Engel

Birşeyler vardı
Beni tutan önümü kesen 
Engelleyen
Bir değnek veren elime ve 
Beni kör eden 
Tek başıma surundururken elimden tutmadan
Ucuran ve tabiki yürütebilen artık
Artık dedim ya 
Aklıma geldi 
Ortalı ortalama cümleler kuruyorum 
Ne yerde ne gökte değil 
Uçuşa geçmeye hazırlanan bir 
Sivrisinek olabilirim 
Ya da inişe hazır bir karga 
Neden mi karga 
Bilirsin sevsem de şarkı söylemeyi 
Binlerce kez tecavüz ederim sevdiğim şarkılara 
Ve bilirsin sevmem iğneleri 
En steril ortamda bile 
Ruhum temiz 

Boy mevzu

Boyum uzamış görmeyeli
Ve de gözlerim
İstemiyor artık önündeki
Tozlu pencereyi
Aklımda bir ses var 
Açık kalan camdan 
Giriyor içeri
Kalkıp katıcam onuda yakında 
Boğulmaya niyetim yok 
Aklımdaki ses ağızımdan 
Çıkıyor nasıl olsa

Kum

Yalanlarla boğsaydın beni
Kumdan oyuncaklarınla 
Ve soyut hayatlarda oynasaydık
Yalnızlığını keşke
Yalan söyleseydin de 
Bir şans daha olsaydı
Huzurlu bir nefes için 

Yalan söylüyosun da artık
Biliyorum
Keşke söylemeseydin
Keşkeler olmasaydı
Ben bıraktım
Sen bırakabılıcen mi

Buda

Dinginliğim Tanrıdan sabrim şeytandan.
Oturdum sizi izliyorum ama bir gün kulağınıza fısıldayıp 
ateşlerde yakıcam ruhunuzu.